| Anlam: | Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek | ||
| Örnek Metin: | Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. (R. N. Güntekin) | ||
| Anlam: | Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. | ||
| Anlam: | Germek. | ||
| Anlam: | İçine almak, emmek. | ||
| Anlam: | Bir yerden başka bir yere taşımak. | ||
| Anlam: | Bir amaçla ortadan kaldırmak. | ||
| Anlam: | Solukla içine almak | ||
| Örnek Metin: | Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı. (B. R. Eyuboğlu) | ||
| Anlam: | Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak | ||
| Örnek Metin: | Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. (T. Buğra) | ||
| Anlam: | Atmak, vurmak. | ||
| Anlam: | Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. | ||
| Anlam: | Güç durumlara dayanmak, katlanmak | ||
| Örnek Metin: | Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum. (P. Safa) | ||
| Anlam: | Yüklenmek, üzerine almak, etkisi altında bulunmak | ||
| Bilgi: | (-i durum ekiyle kullanılan fiil) | ||
| Örnek Metin: | Senin yüzünden bir hâl olursa, azabını ömrün boyunca çekersin, ağabey... (H. Taner) | ||
| Anlam: | Tartıda ağırlığı olmak | ||
| Örnek Metin: | Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi. (P. Safa) | ||
| Anlam: | Döşemek. | ||
| Anlam: | Herhangi bir engel kurmak | ||
| Örnek Metin: | Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş. (R. H. Karay) | ||
| Anlam: | Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak | ||
| Örnek Metin: | Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim, diye bekleşiyorlar. (S. F. Abasıyanık) | ||
| Anlam: | İmbik yardımı ile elde etmek. | ||
| Anlam: | Çizgi durumunda uzatmak | ||
| Örnek Metin: | Kirpiğine sürme çek / Kına yak parmağına. (F. N. Çamlıbel) | ||
| Anlam: | Aynısını yazmak veya çizmek. | ||
| Anlam: | Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. | ||
| Anlam: | Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. | ||
| Anlam: | Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. | ||
| Anlam: | Taşıma gücü olmak. | ||
| Anlam: | Öğütmek. | ||
| Anlam: | Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. | ||
| Anlam: | Dikkat, ilgi vb.ni üzerine toplamak | ||
| Örnek Metin: | Bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker. (R. H. Karay) | ||
| Anlam: | Hoşa gitmek, sarmak. | ||
| Anlam: | Kaçan ilmeği örmek. | ||
| Anlam: | Masrafını karşılamak, masrafını çekmek, ikramda bulunmak | ||
| Örnek Metin: | Beni lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti. (H. E. Adıvar) | ||
| Anlam: | Bir duyguyu içinde yaşatmak | ||
| Örnek Metin: | Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum. (R. H. Karay) | ||
| Anlam: | Yürütmek, sürmek | ||
| Örnek Metin: | Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın. (Y. K. Beyatlı) | ||
| Anlam: | Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek | ||
| Bilgi: | (-e durum ekiyle kullanılan fiil) | ||
| Örnek Metin: | Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur. (T. Buğra) | ||
| Anlam: | Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. | ||
| Anlam: | Herhangi bir anlama almak. | ||
| Bilgi: | (-i durum ekiyle kullanılan fiil, -e durum ekiyle kullanılan fiil) | ||
| Anlam: | Örtmek, giymek | ||
| Bilgi: | (-i durum ekiyle kullanılan fiil, -e durum ekiyle kullanılan fiil) | ||
| Örnek Metin: | Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz. (R. H. Karay) | ||
| Anlam: | Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. | ||
| Bilgi: | (-i durum ekiyle kullanılan fiil, -e durum ekiyle kullanılan fiil) | ||
| Anlam: | Yol, ay sürmek | ||
| Örnek Metin: | Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur. (B. Felek) | ||
| Anlam: | Daralıp kısalmak. | ||
| Bilgi: | (nesne almayan fiil) | ||
| Anlam: | Söylemek | ||
| Örnek Metin: | Bir nutuk çekmeye başlarken birdenbire yutkunmuş susmuştu. (Y. K. Beyatlı) | ||
| Anlam: | Asmak | ||
| Örnek Metin: | Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik. (Halikarnas Balıkçısı) | ||
| Anlam: | Boya, badana vb. sürmek. | ||
| Anlam: | Yollamak | ||
| Örnek Metin: | Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi? (A. İlhan) | ||
| Anlam: | Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. | ||
| Anlam: | Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. | ||
| Anlam: | Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. | ||
| Bilgi: | fizik | ||
| Anlam: | İçki içmek | ||
| Bilgi: | argo söz | ||
| Örnek Metin: | Çok kimse rakısını bağında çekiyordu. (F. R. Atay) | ||
çekmek nedir, çekmek ne demek, çekmek hakkında bilgiler, çekmek kelimesinin ingilizce türkçe çevirisi ve tercümesi, çekmek sözcüğünün eş anlamlı kelimeleri, çekmek eş anlamları
Bu sayfada çekmek anlamı, nedir, ne demek gibi soruların cevabı ve hakkında benzeri detaylı bilgiler yer almaktadır.
Bu uygulamanın hizmet alanları; türkçe sözlük, ingilizce türkçe sözlük, türkçe ingilizce sözlük, imla sözlüğü, tıp terimleri sözlüğü, hukuk terimleri sözlüğü, bilişim terimleri sözlüğü, teknik terimler sözlüğü, elektronik terimler sözlüğü, bilgisayar terimleri sözlüğü, eş anlamlı sözcükler, eş anlamlı kelimeler, ingilizce okunuş, ingilizce telaffuz
bilgiSözlük sayfada bulunan yazıların doğruluğunu garanti etmez ve bu bilgilerden dolayı oluşabilecek maddi ve manevi zararlardan bilgiSözlük sorumlu değildir.