yer kelimesinin anlamı nedir ?

yer kelimesi 4 veritabanında bulundu
(TDK) Kelime anlamı Türk Dil Kurumu Veritabanı
  • 1 Yerküre.
  • 2 Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
  • Örnek Metin İzinsiz bir yere gitmek ne haddime?
  • 3 Gezinilen, ayakla basılan taban
  • Örnek Metin Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu.
  • 4 Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  • Örnek Metin Anadolu'nun bazı yerlerinde eski bir kocakarı itikadı vardır.
  • 5 Durum, konum, vaziyet.
  • 6 Ülke, bölge.
  • 7 Görev, makam
  • Örnek Metin Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz?
  • 8 Önem.
  • 9 Herhangi bir şeye, bir işe ayrılmış bölüm veya alan.
  • 10 İz.
  • 11 Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa.
  • 12 Ekime elverişli toprak parçası, arazi.
  • 13 Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.
  • 14 Otel, motel vb.nde kalınacak oda.
  • 15 Sinema ve tiyatroda veya taşıtlarda oturulacak koltuk, sandalye
  • Örnek Metin Ön tarafta bir yer bulup oturunca kurnazlığına pek sevindi.
  • 16 Durum, konum. mecaz
Yer Kelimesinin İngilizce çevirisi
Birleşik Kelimeler
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
  • 1 yer açmak
  • 2 yer almak
  • 3 yer bakır gök demir kesilmek
  • 4 yer bulmak
  • 5 yer değiştirmek
  • 6 yerde kalmak
  • 7 yer demir gök bakır
  • 8 yerden göğe kadar
  • 9 yerden yere çalmak
  • 10 yerden yere vurmak
  • 11 yere bakan yürek yakan
  • 12 yere bakmak
  • 13 yere baktırmak
  • 14 yere batasıca (veya yere batsın)
  • 15 yere batmak
  • 16 yere çalmak
  • 17 yere geçmek
  • 18 yere göğe koymamak (veya koyamamak)
  • 19 yere sağlam basmak
  • 20 yere sermek
  • 21 yer etmek
  • 22 yere vurmak
  • 23 yere yığılmak
  • 24 yeri başka
  • 25 yeridir
  • 26 yeri gelmek
  • 27 yeri göğü ben yarattım demek
  • 28 yeri göğü birbirine katmak
  • 29 yeri göğü inletmek
  • 30 yeri göğü tırmalamak
  • 31 yeri göğü tutmak
  • 32 yerinde duramamak
  • 33 yerinde kalmak
  • 34 yerinden fırlamak
  • 35 yerinden oynamak
  • 36 yerinden oynatmak
  • 37 yerinde olmak
  • 38 yerinde saymak
  • 39 yerinde su çıkmak
  • 40 yerinde yeller esmek
  • 41 yerin dibine geçmek (veya batmak veya girmek)
  • 42 yerine geçmek
  • 43 yerine gelmek
  • 44 yerine getirmek
  • 45 yerine koymak
  • 46 yerine oturmak
  • 47 yerini almak
  • 48 yerini beğenmek
  • 49 yerini bulmak
  • 50 yerini doldurmak
  • 51 yerini ısıtmak
  • 52 yerini sevmek
  • 53 yerini tutmak
  • 54 yerini yapmak
  • 55 yerin kulağı var
  • 56 yeri olmak
  • 57 yeri öpmek
  • 58 yeri soğumadan
  • 59 yeri var!
  • 60 yeri yurdu belirsiz
  • 61 yer kabul etmez
  • 62 yer kaplamak
  • 63 yer kapmak
  • 64 yerle beraber
  • 65 yerle bir (veya yeksan) etmek
  • 66 yerle gök bir olsa
  • 67 yerlerde sürünmek
  • 68 yerlere geçmek
  • 69 yerlere kadar eğilmek
  • 70 yerleri süpürmek
  • 71 yer öpmek
  • 72 yer tutmak (veya tutmamak)
  • 73 yer vermek
  • 74 yer yarılıp içine girmek (veya yerin dibine girmek veya geçmek)
  • 75 yer yerinden oynamak

Sponsor Yayın